Sağlık çalışanlarından Tuzla Belediyesi’ne teşekkür

tuzla
Daha Fazla

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Koronavirüs salgını nedeniyle üstlerinde yükü en ağır hisseden sağlık çalışanları, yaşadıklarını anlattı. İstanbul Tuzla’da bulunan Tuzla Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Hemşiresi Hamza Yıldız ve Tuzla Devlet Hastanesi Halkla İlişkiler ve Basın Birimi Sorumlusu Dilek Çınar, hastalığın seyrini anlattı. Koronavirüs salgınını ağır atlatan Yoğun Bakım Hemşiresi Hamza Yıldız, hastanede yoğun bakıma alınan hastaların ilk söylediği cümlenin ‘Ölmek istemiyorum’ olduğunu söyledi. Yoğun bakıma yatan hastaların derin bir nefes almanın hasretini çektiklerini belirten Hamza Yıldız, “Hastalar yoğun bakıma geldiği zaman ‘Ben ölmek istemiyorum’ diyor. Birçoğunda aynı şey var. Ölüm korkusu. Nefes almaları ciddi zor. Nefes alırken nasıl zorlandıklarını, Sağlık Bakanlığı’nın yayınlamış olduğu kamu spotlarında görüyorsunuz. Oradakilerin birçoğu sanki reklammış gibi gösterilse bile gerçekte de biz aynı hastalar ile karşılaşıyoruz. Yoğun bakım ortamında nefes almakta zorlanan, bir kere bile derin nefes alabilmenin hasretini çeken birçok hasta ile karşılaşıyoruz. Bakanlığımızın kamu spotu sürekli dolaşıyor. Bunu artık herkesin uyması gerekiyor. Maske, mesafe ve hijyen kurallarını herkesin uyması gerekiyor. Özellikle şahsi olarak benim düşüncem havalar soğumaya başladı, uzun süredir havalar iyi gidiyordu. Tekrardan insanlardaki vücut kırgınlığı artacak, mevsimsel gribal enfeksiyonlar artabilir. Bu da Koronavirüs ile yeniden karşılaşmamıza sebebiyet verebilir” dedi

“Semptomlarım ağırlaşarak devam etti”

Testinin pozitif çıkmasının ardından sekizin gün sonrası semptomlarının ağırlaşarak devam ettiğini belirten Hamza Yıldız,” Koronavirüs’e yakalandığım zaman çok yoğun bir virüs yükü ile karşılaşıyorduk. Virüs yükünün farkındayız ve ekipman anlamında her türlü destek hastanemiz tarafından sağlanmasına rağmen birçok farklı arkadaşımız farklı dönemlerde Koronavirüs’e yakalandı. Bende yakalandığım dönemde hafif kırgınlıklar ve hapşırma ile başlayan semptomlar olması üzerine kendimi ve arkadaşlarımı koruma altına alıp izole etmeyi uygun gördüm. O günün sonunda test verdiğim zaman pozitif çıktı. Direk hapşırmak ve kırgınlık ile başladı. Daha sonra semptomlar ağırlaşarak devam etti. Özellikle efor ile başlayan nefes darlıkları yaşamaya başladım. Pozitif olduğum sekizinci günden itibaren iştahtan kesilmiş halde bulantılarım, ishalim eşlik ederek çok ağır bir tablo seyretmeye başladı. Yaklaşık 10’uncu gün tekrar kontrol testi verdiğim zaman o testimde pozitif çıktı. Çektirdiğimiz tomografi sonucunda çift taraflı akciğer tutulumu vardı ve ciddi anlamda nefes darlığı başlaması üzerine oksijen tedavisi ve diğer tedaviler için hastaneye yatışım gerçekleşti. Hastaneye yattığım dönemde tedavilerim hekim arkadaşlarımın ve hemşire arkadaşlarımın gözetimi altında devam etti. Bu süreci yaklaşık 20 günlük tedavi sonrasında tamamlamış oldum” dedi.

“Anne kız birbirinden habersiz yoğun bakımda kaldı”

Yoğun bakıma aynı dönemde anne kızın yattığını belirten Hamza Yıldız,” Tuzla Devlet Hastanesi’nde yoğun bakım ünitemiz 46 yataklıdır. Çok ciddi bir virüs yükü ile karşı karşıyaydık. Çalıştığımız ortamda 40 hastaya kadar Koronavirüs hastası baktığımız dönemler oldu. Ne kadar koruyucu ekipman kullansak bile dirençten düştüğümüz zamanlar oldu. O dönemlerde yakalandığımı düşünüyorum. Yoğun bakımdan kapıp enfekte olduğumu düşünüyorum. Tabi gelen hastalarda gördüğümüz, ‘Bana bir şey olmaz’ diyen, tedavi başlamasına rağmen ilacını evde kullanmayan ve çok ağır akciğer tabloları ile gelen hastalarımız oluyor. Yoğun bakım servisimize bir anne ve kızı geldi. Çok dramatik ve psikolojik bir eşikti. Beklediğimiz, genç hastanın durumunun iyi olması yaşlı hastanın da durumunun ağır olmasıydı. Kızı 56 yaşındaydı, annesi de 70’li yaşlarındaydı. Ancak, 56 yaşındaki hastamız entübe, annesi ekstube durumdaydı. Sadece maske oksijen alan hastamızdı. Sürekli kızını soruyordu. Kızıyla aynı salondaydı ama kendisi bunu bilmiyordu. Annesi tedaviye yanıt verdi ve hızlı bir şekilde topladı. Kızının tedavi süreci biraz daha uzun sürdü. Entübeydi ekstübe ettik. Çok ciddi solunum egzersizleri, mobilizasyon tarzı birçok şeye ihtiyacı var. 15 gün entübe kalması sonrasında. Tabi ekstübe olduktan sonra anne ve kızın durumu iyi olduktan sonra ikisine de ‘Yoğun bakımdasınız. Durumunuz iyiye gidiyor. Gayet iyiye gidiyorsunuz’ dedikten sonra görüştürmeye başladık” dedi.

“Biz vebalı mıyız diyen bile oldu”

Tuzla Devlet Hastanesi Halkla İlişkiler ve Basın Birimi Sorumlusu Dilek Çınar,” Ne yazık ki Mart’tan beri mücadele etmemiz rağmen, ben de Koronavirüs’ü geçirmiş bir sağlık çalışanı olarak, şunu söylemek istiyorum. Kesinlikle süreci semptomsuz, hafif, bana bir şey olmadı, ben artık maske de takmam gibi düşünülmesin. Sadece şunu söylemek istiyorum. Gerçekten semptom yaşanıyor. Bunu ben yaşadım. Çok iyi biliyorum. İnsan psikolojik olarak da, bir anda neye uğradığına şaşırıyor. Zaten o pozitif haberini duymak, bitiriyor. Bu işin tecrübelisi olarak bir anda acemisi oluyorsunuz. Şunu söylemek istiyorum. Bu yayılımın en büyük nedenlerinden bir tanesi dikkat edilmemesidir. Sürecin başından beri takip ediyoruz, maske doğru kullanımı neredeyse yok. Hep bir uyarı halindeyiz. ‘Biz vebalı mıyız?’ bile diyen oldu. Çok büyük şeyler ile karşılaştık. Hijyen ve mesafe çok önemli. Kapalı bir ortamda maskesiz hiç durulmasın. Bu bir süreç savaş. Ne olur biraz daha sabredelim” dedi.

“Tuzla Belediyesi’nin inanılmaz destekleri oldu”

Pandemi döneminde Tuzla Belediyesi’nin verdiği desteklerden bahseden Dilek Çınar,” Tuzla Belediyesi’nin bu süreçte inanılmaz destekleri oldu. Kendilerine buradan, yönetimim adına bir kez daha teşekkür ediyorum. Belediye Başkanımız Dr. Şadi Yazıcı ve ekinine. En ufak bir örnek vereyim, çay diyoruz hemen geliyor. Araba diyoruz hemen geliyor. Bunlara tek tek anlatmayayım ama gerçekten çok büyük destekleri oldu” dedi.

Yorumlar kapalı.